Kırmızı Oda ve Masumlar Apartmanı hikayelerinin sahibi Gülseren Budayıcıoğlu hakkındaki iddialara yanıt verdi!

Kırmızı Oda ve Masumlar Apartmanı hikayelerinin sahibi Gülseren Budayıcıoğlu hakkındaki iddialara yanıt verdi!

Dr. Gülseren Budayıcıoğlu kitaplarından uyarlanan Kırmızı Oda ve Masumlar Apartmanı dizileri sayesinde tüm Türkiye’nin konuştuğu bir isme dönüştü. Takdir gördüğü kadar acımasız eleştirilerin de hedefi olan Dr. Budayıcıoğlu, Ayşe Arman’a verdiği röportajda hakkındaki iddiaları yanıtladı.

Dr. Gülseren Budayıcıoğlu

Eylül ayının en çok konuşulan isimlerinden biri de şüphesiz Dr. Gülseren Budayıcoğlu’ydu. Şu anda TV8’de yayınlanan Kırmızı Oda ve Doğduğun Ev Kaderindir ile TRT 1 ekranlarındaki Masumlar Apartmanı dizileri onun kitaplarından uyarlama. Özellikle Kırmızı Oda ve Masumlar Apartmanı dizileri ilk bölümlerinden itibaren reytinglerde birinciliğe yerleşti ve sosyal medyada gündemden düşmedi. Gerçek hikayeler üzerinden psikolojinin ve yetiştirme tarzının önemini anlatan Budayıcıoğlu’na övgüler yağıyor. Projeleri TV’de görmeye alıştığımız tekdüze yapımlardan ve aşk hikayelerinden ötede durduğu ve bir misyonu olduğu için çok seviliyor.

Yapılanlar Tıp Etiğine Aykırı Mı?

Kırmızı Oda dizisi

Öte yandan Dr. Gülseren Budayıcıoğlu pek çok eleştiriye maruz kaldı. En çok eleştiri aldığı konu ise bir psikiyatr olarak hastalarının anlattıklarını önce kitaplaştırmasının sonra da diziye uyarlamasının tıp etiğine uymaması ve işin ticarileşmesi. Dr. Budayıcıoğlu ise her fırsatta hastalarını ifşa etmeyecek şekilde bu öyküleri anlattığını ve hatta hastalarından bunları anlatması yönünde talepler geldiğini söylüyor.

Eleştirenlere göre ise sorun tam da bu noktada başlıyor. Bir kişinin kitapta anlatılanları şikayet edebilmesi için önce o anlatılanın kendisinin hikayesi olduğunu kabul etmesi gerekir ancak herkes buna cesaret edebilir mi? Ayrıca, işin içine tanınma arzusu ve ticaret girince hasta-doktor ilişkisinin tamamen değişebilir. İşin ticari boyuta taşınmasını eleştirenler, Dr. Budayıcıoğlu’nun hastalarının “Belki bizi de anlatır” umuduyla seanslara gelmesinin iyileşme sürecini baltalayacağını ve kendi yaşadıkları süreçlerden çok sansasyonel boyutta olaylar anlatabileceklerini iddia ediyorlar.

“Asla Çıkar Sağlamadım!”

Masumar Apartmanı dizisi

Dr. Gülseren Budayıcıoğlu ise bu eleştirilere Ayşe Arman’a verdiği röportajda son noktayı koymak istiyor. Özellikle Instagram hesabına gelen eleştirilerin onu çok yaraladığını vurgulayan Budayıcıoğlu, ilk büyük darbeyi “Hasta bakarken para kazanıyorsunuz. Sonra o hikayeleri kitap yapıyorsunuz. Şimdi de dizi yaptınız, oradan kazanacaksınız. Bu nasıl bir haksızlık?” yorumuyla aldığını söylüyor. Amaçlarının kendisini yaralamak ve zor durumda bırakmak olduğunu düşünen Budayıcıoğlu, çok etkilense de yorumlara cevap vermiyor.

Hastalarını ifşa ettiğine dair eleştirilere ise “Böyle saçma ve kötü niyetli bir suçlama olabilir mi?” yanıtını veriyor. İlk kitabı yayınlandığında “Acaba bizi de anlattı mı” diye panik yaşayan hastalarının sonrasında “Hiç bahsetmemişsiniz benden, alındım!” dediğini anlatıyor. Budayıcıoğlu bunun hastalarıyla arasındaki güven ilişkisinden kaynaklandığını düşünüyor ve ekliyor: “Kimseyi ifşa etmek niyetinde değilim, kitaplarımı okuyanlar bunu çok iyi bilir.”

“İş ailede bitiyor”

Dr. Budayıcıoğlu, amacının her kesimden insana ulaşabilmek ve psikolojiye dair temel mesajları ulaştırmak olduğunu ifade ediyor. Dizileri tam bir seyirci gibi izlediğini ama aralarda minik notlar alarak eleştirilere göre dizileri daha da iyileştirmeye çalıştıklarını söylüyor. Topluma ulaştırmak istediği mesaj ise özetle şu: “İş ailede bitiyor. Çocukları sevgisiz büyütürsen sevgisiz bireyler oluyor, şiddet uygularsan şiddete başvuruyorlar. Çocuklarımıza vermemiz gereken koşulsuz sevgi, şefkat, onay ve arada sınırlandırabilmek!”

Budayıcıoğlu, işten kovduğu çalışanları için “Kendi tarihlerini karalıyorlar” dedi

Madalyon Psikiyatri Merkezi

Dr. Gülseren Budayıcıoğlu aynı zamanda çeşitli şehirlerde şubeleri bulunan, tanınmış bir psikiyatri merkezinin kurucularından. Kitapları ve dizilerindeki hikayeler de zaten bu merkeze gelen insanların öyküleri. Bu psikiyatri merkezinin çalışanları bir gazeteye özellikle karantina döneminde ağırlaşan çalışma koşulları, adaletsiz maaş sistemi, mobbing ve uzun çalışma saatleri hakkında röportaj verdi. Sonrasında da işten kovuldular.

Budayıcıoğlu, pandemi döneminde beş çalışanını sosyal medya paylaşımları nedeniyle işten kovduğunu röportajda doğruladı. İşten kovduğu çalışanlarının verdiği “Çıldıracak Seviyeye Gelmiş Psikologlar Var” röportajında sözü geçen olayların bazılarını kabul eden ancak olayların çarpıtıldığını söyleyen ve bazı iddiaları tamamen yalanlayan Budayıcıoğlu, röportajdaki ithamları kişisel algıladığı için çalışanlarının işine son verdiğini söyledi.

Beş kişiyi de sevdiğini ve çok emek verdiğini söyleyen Budayıcıoğlu, cümlelerini çarpıtmalarının ve sosyal medya hesaplarında paylaşmalarının kendisini çok üzdüğünü dile getirdi. Budayıcıoğlu bunu ticari bir ihanet gibi değil ana babaya yapılan bir ihanet gibi gördüğünü söyledi ve ekledi: “Yıllarca eğitim aldıkları yeri karalayarak aslında kendi tarihlerini karalıyorlar.”

“Daha neler uyduracaklar bilmiyorum!”

Budayıcıoğlu hakkındaki diğer iddia da eşcinselliği bir günah ve hastalık olarak görmesi. Bu iddiaya “Asla, asla, asla!” yanıtını veren Budayıcıoğlu, “Günahın Üç Rengi” kitabından cımbızla alınan cümlelerin aleyhinde kullanıldığını söyledi.

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz