Hem Zeki Hem Karizmatik: La Casa de Papel Profesör Karakteri

Hem Zeki Hem Karizmatik: La Casa de Papel Profesör Karakteri

La Casa de Papel, İspanya’nın yerli dizisi olarak yayınlanmaya başladı. Ardından Netflix satın alınca tüm dünyada en sevilen dizilerden biri haline geldi. Yalan yok, dizinin neredeyse tüm karakterlerine gönülden bağlandık. Ama Profesör deyince akan sular durur! Onun o kıvrak zekası, soğukkanlı yaklaşımı ve karizması kalbimizi çaldı. Hak etmedi de değil! Öyleyse La Casa de Papel’in karizmatik Profesör’ünün hayatına ve Profesör karakterine gelin, birlikte mercek tutalım.

La Casa de Papel Profesör Karakteri Aslında Kim?

 
 
 
 
 
Bu gönderiyi Instagram’da gör
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Así de contento estoy con tooooodos los mensajes que me habéis mandado por mi cumpleaños. GRACIAS!!!! 😊

Álvaro Morte (@alvaromorte)’in paylaştığı bir gönderi ()

Kusursuz bir plan ve aklıselim davranışlar ile güvenimizi kazanan Profesör’ün adı Alvaro Morte olarak biliniyor. Ancak gerçek adı Alvaro Antonio Garcia. 23 Şubat 1975 yılında İspanya’nın Cadiz şehrinde dünyaya gelmiş. İletişim Mühendisliği okuyan Alvaro Morte, 20 yaşında tiyatro ile tanışmış ve etkisinden bir türlü çıkamamış. Tiyatronun büyüsü onu okuduğu bölümden uzaklaştırınca ömür boyu mühendis olarak masa başı bir işte çalışamayacağını fark etmiş. Ardından bölümü bırakıp tiyatro okumaya karar vermek, hayalleri için attığı en yerinde karar olmuş.

Oyunculuk Serüveni

İletişim Mühendisliği bölümünü bırakıp Finlandiya Tampere Üniversitesi’nde oyunculuk eğitimi almaya başlamış. Eğitimini Shakespeare üzerine alan Alvaro Morte, bölümden başarı ile mezun olmuş. 2002 yılında oyunculuk kariyerinin ilk televizyon dizisi olan Hospital Central’da dalgıç ve itfaiyeci olarak küçük rollerde oynamış. 2007 – 2008 yılları arasında Planta 25 isimli televizyon dizisinde Ray karakteri ile 65 bölümde başrol olarak görev almış.

Yıllar içinde birçok televizyon dizisinde küçük rollerde oynamış. 2014 yılında Amar Es Para Siempre isimli televizyon dizisinde Gabriel karakteri ile 32 bölümde ve 2014 – 2017 yılları arasında El Secreto de Puente Viejo isimli televizyon dizisinde Lucas karakteri ile 92 bölümde başrol olarak oyunculuk yapmış. Dünya genelinde ve ülkemizde kendisine hayran olmamızı sağlayan, 2017 yılında başlayan La Casa de Papel isimli televizyon dizisinde Profesör karakterine halen hayat vermeye devam ediyor. 2020 yılında başlayan ve hala devam eden Hulu Japan ve HBO Asia’nın ortak yapımı olan The Head dizisinde rol alıyor.

Oyunculuk serüvenine başladığı zamandan bu yana birçok dizide yer alan Alvaro Morte, kısa ve uzun metrajlı birçok filmde de rol almış. Özellikle 2018 yılında Netflix’te yayınlanan Mirage isimli filmde oldukça başarılı ve etkileyici bir oyunculuk sergilemiş.

Alvaro Morte’yi her ne kadar dizi ve filmlerden biliyor olsak da kendisi aslında başarılı bir tiyatro oyuncusu, yönetmeni ve kurucusu. Stilist eşi Blanca Clemente ile birlikte kurdukları “300 Pistolas” tiyatrosu ile aktif olarak oyunculuk ve yönetmenlik yapmaya devam ediyor. 

 
 
 
 
 
Bu gönderiyi Instagram’da gör
 
 
 
 
 
 
 
 
 

#ensayos #búsqueda #experimentación con @300pistolasteatro Estábamos montando #lacasadebernardaalba

Álvaro Morte (@alvaromorte)’in paylaştığı bir gönderi ()

2003 – 2004 yılları arasında dört farklı kısa film festivalinde En İyi Erkek Oyuncu dalında ödül kazanmış. Ayrıca 2008 yılında Profesör karakteri ile En İyi Erkek Oyuncu ve En İyi Dizi Oyuncusu kategorilerinde aday gösterilmiş.

Alvaro Morte’yi Daha Yakından Tanımaya Ne Dersiniz?

Balık burcu olan Alvaro Morte’nin boyunun 1.87 cm, kilosunun ise 76 olduğu biliniyor. Koyu kahverengi saçlar, kahverengi gözleri ve gülümseyişi ile karizmatik ve sevimli bir yüze sahip. 45 yaşındaki birine göre oldukça genç gözüken ve karizması ile kalbimizi çalan Alvaro Morte, stilist Blanca Clemente ile evli. Aynı zamanda Juliete ve Leon isimlerinde dünya tatlısı ikizlerin de babası! 

 
 
 
 
 
Bu gönderiyi Instagram’da gör
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Han sido unas #vacaciones espectaculares… Nos queda poquito aquí. Ahora toca volver a la carga. #mallorca ➡️ #madrid

Álvaro Morte (@alvaromorte)’in paylaştığı bir gönderi ()

Özel hayatını pek fazla gözler önüne sermeyi tercih etmeyen Alvaro Morte, zaman zaman da olsa çocukları ile geçirdiği eğlenceli vakitlerden kareler paylaşmıyor değil. 

 
 
 
 
 
Bu gönderiyi Instagram’da gör
 
 
 
 
 
 
 
 
 

#León y yo dándolo todo mientras cocinamos juntos

Álvaro Morte (@alvaromorte)’in paylaştığı bir gönderi ()

Sosyal medya hesaplarında eşi Blanca Clemente ile fotoğraflarına rastlayamasak da, ikilinin 300 Pistolas’ı birlikte kurduklarını biliyoruz. Yalnız aşk ortaklığı değil, iş ortaklığı da yapıyorlar. 300 Pistolas, klasik tiyatro anlayışına bambaşka yorumlar getirmek üzere kurdukları bir mekan. Daimi amaçları, sanatsal yaratıcılıklarını geliştirmek ve yeniliklere açık olmakmış. Böylece klasik tiyatroyu da başka biçimler ile insanlara sevdirme gayretindeler.

Eşi Blanca Clemente yalnız kurucu ortağı değil, aynı zamanda tiyatronun kostüm tasarımcısıymış. 

Kamera önü oyunculuğunda bu kadar başarılı olan bir oyuncunun tiyatro sahnesinde neler yapabildiğini hayal bile edemiyorum. Dilerim ki, turneye çıktıklarında yolları Türkiye’ye düşer ve bizlere de 300 Pistolas ekibini canlı canlı izleme şansı doğar.

Profesör, yani Alvaro Morte’nin La Casa de Papel ile ününün dünyaya yayıldığını sosyal medya hesapları da kanıtlıyor. Instagram’da 11 milyon, Twitter’da ise 470 bin takipçiye sahip. Instagram hesabına göz atacak olursak özel yaşamından çok, bol bol yaptığı işlerin özellikle La Casa de Papel’deki sahne ve ekip arkadaşları ile olan fotoğraflarına rastlıyoruz.

 
 
 
 
 
Bu gönderiyi Instagram’da gör
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Seguís ahí? You still there? #resistencia @pedroalonsoochoro

Álvaro Morte (@alvaromorte)’in paylaştığı bir gönderi ()

Profesör denince aklımıza ilk gelen şeylerden biri, gözlüğü oluyor. Hatta Alvaro Morte’yi gözlük ile o kadar ilişkilendirmişim ki, Instagram’da paylaştığı günlük hayatındaki karelerde kendisini gözlüksüz görünce garipsemedim değil. 

 
 
 
 
 
Bu gönderiyi Instagram’da gör
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Feliz Navidad a todos!!! Merry Christmas to you all!!! Santa Claus is coming to town 🎼🎻🎼🎻🎼🎻🎼

Álvaro Morte (@alvaromorte)’in paylaştığı bir gönderi ()

Olsun, kendisi her hali ile oldukça karizmatik!

Profesör vs Alvaro

Profesör karakteri benim için kesinlikle dizinin en çalışkan karakteri. Hatta öyle ki, kendisini uyurken görmek bir hayli zor. Gecesini gündüzüne katıp hedefleri için incelik ve ustalık ile çalışıyor. Vermiş olduğu röportajlardan edindiğim bilgilere göre de Alvaro Morte bu açıdan Profesör’e kendisini çok benzetiyor. Kendisi de çalışmaya aşık biriymiş. Eğer sonucuna ulaşmak istediği bir proje ya da fikir var ise onun için çalışmaya bayılıyormuş. Dolayısıyla Profesör karakterine hazırlanırken çalışkanlık mevzu bahis olunca pek de zorlanmamış olmalı diye düşünüyorum.

Hepimizin Kurtarıcısı Profesör!

La Casa de Papel’in Profesör’ü soğukkanlı, çalışkan ve daima aklıselim davranan ve replikleri ile bizleri derin düşüncelere sürükleyen bir karakter olarak karşımıza çıkıyor. Dizi boyunca ekip üyelerinin dengesiz davranışları, plandan sapmaları Profesör’ü zorlu durumların içine sokup durdu. Ancak Profesör’ümüz her sorunu ustalık ile çözmeyi başardı. Dolayısıyla Profesör’ün bizlerdeki etkisi, başımıza ne gelirse gelsin bizi Profesör kurtarır, oldu.

Hayatınızda mutlaka böyle kişiler vardır. Sessiz, duygusal olarak kendini ifade etmekten kaçınan ama zeka getiren durumlarda boy gösteren kimseler… O kişiler, başınızı derde soktuğunuzda, kendinizi planlananın aksi bir durumun içine düşürdüğünüzde daima yanınızda olur. Sizi sıkıntılı durumun içinden çekip alır. Hatta bazen bu durum öyle bir hal alır ki, kapının ardında bizi bekleyen o kişiye olan inancımızdan kendimizi bazen bilerek sorumsuz davranışların içine sürükleriz. Çünkü o kişi elimizden tutup mutlaka bizi kurtarır. İşte La Casa de Papel’deki o kurtarıcı daima Profesör’dür. 

 
 
 
 
 
Bu gönderiyi Instagram’da gör
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Red

Álvaro Morte (@alvaromorte)’in paylaştığı bir gönderi ()

“Soygun Boyunca Kimse Ölmeyecek!”

Babasından kalan miras olan ve kardeşi Berlin ile birlikte incelik ile planladıkları darphane soygununun tek bir kuralı vardır; “Soygun boyunca kimse ölmeyecek!” Bu kuralın Profesör’ün karakterini ele verdiğini söyleyebiliriz. Çünkü soygun dediğimizde çatışmaların eksik olmadığı, mutlaka birilerinin hayatına son verildiği sahneler canlanır gözümüzde. Ki La Casa de Papel’de de bu sahnelere ne yazık ki birçok kez denk geliriz. Ancak Profesör’ün soygun planı, var olan parayı çalmak ve tüymek üzerine değildir.

O, La Casa de Papel senaryosunda direnişi temsil eden sembollerinden biri. Profesör’ün tek amacı, kapital düzene bir karşı çıkış olarak kimsenin parasını çalmadan kendilerine ait olan parayı basıp oradan ayrılmak. Çünkü ona göre darphanede basılan paralar bankalara yani zenginlere gider. Fakir her zaman fakirdir. Profesör’ün değiştirmek istediği bu düzendir, kendisi soygunun değil, direnişin kahramanıdır.

Profesör, La Casa de Papel izleyicilerinin sevgisini ve hayranlığı kazanmış bir kahraman. Onu neden sevdiğimizi düşünecek olursak kuşkusuz aklımıza istemediğimiz kadar sahne gelecektir. Ancak sevdiğimiz yanları bir yana bizi zaman zaman da olsa ondan soğumanın ve belki nefret etmenin eşiğine getiren sahneler de oldu. Gelin, birlikte sevgi ve nefretin baş gösterdiği sahneleri hatırlayalım.

Neden Çok Sevdik?

Canı Pahasına Sonuna Kadar Gider!

 

Eksiksiz bir plan için yıllar boyu tüm ince ayrıntılarına kadar düşünüp çalışan Profesör, kendisini maalesef zaman zaman planın aksayacağı olayların içinde buldu. Çünkü ekip üyeleri bazen kişisel çıkarları ve düşüncesiz davranışları ile soygun planının sekteye uğramasına ve kimliklerinin açığa çıkmasına sebep olacak kararlar verdiler.

Bu kararlardan biri de, Helsinki’nin arabadaki parmak izlerini yok etmediğinin ortaya çıkmasıydı. Profesör Helsinki’nin sorumsuzluğunu öğrendiğinde her ne kadar paniğe kapılsa da ekip üyelerinin ve kendisinin yakalanmasına engel olmak için canı pahasına harekete geçti. Arabanın bulunduğu hurdalığa gidip arabadaki izleri silmek istedi. Ancak planı o kadar kolay işlemedi. Hem hurdanın başında duran adamın onu öldürme hem de Raquel ve ekibinin onu yakalaması tehlikesi ile karşı karşıya geldi.

Profesör ise yakalanmayı göze alamayacağı için hurdalıkta bir yere gizlenip kendisine zarar verme pahasına kendisini tanınmaz hale getirdi. Planın aksamaması için gösterdiği bu çaba Profesör’e olan hayranlığımızı katbekat arttırdı.

Sevdikleri İçin Her şeyi Yapar!

blank

İkinci soygunun hazırlığı aşamasında Nairobi Profesör’den kabul edilmesi zor bir şey ister. Nairobi Profesör’e soygunu bitirdikten sonra hayatına bir aile kurarak devam etmek ve çocuğunun babası olarak bu ailenin bir parçası olmasını istediğini belirtir. Profesör başta bu teklife karşı çıkar. Çünkü Profesör, hayatındaki önemli kişilere olan bağlılığını unutamadığını, dünyanın bir yerinde kendisinden bihaber bir çocuğunun olmasını kaldıramayacağını dile getirir.

Nairobi ise Profesör’ün kendisinden istediklerini hatırlatır. Her iki soygun planına dahil olmasından ve özellikle Profesör için yaptıklarından söz eder. Elbette bunları başa kakmak değildir niyeti ama hatırlattıkları Profesör’ün aklını çeler. Nairobi’nin kendisi için çok daha büyük şeylerin altına girdiğini, riskleri bir an olsun düşünmeden kendisinin her kararına ayak uydurduğunu anımsar. Aralarındaki bu güçlü ilişkinin de bir bebek ile taçlandırılması aklına yatar ve Nairobi’ye sözünü verir. Profesör’ün duygusal yaklaşımlardan uzak duran karakteri, bu sahnede çözülür ve Nairobi’ye sarıldığı an sanki bizlere de sarılmış hissiyatı yaratır. Profesör yalnızca Nairobi’nin değil, bizlerin de kalbini çalmayı başardı diyebiliriz.

Lizbon öldü mü ki?

  blank

Polis ekiplerine yakalanan Lizbon’un öldürüldüğü zanneden Profesör yaşadığı yıkıma rağmen polislerden kaçmaya devam eder. Lizbon’un ölümü, soygun planının beklenmeyen aksamaları ve yakalanmak üzere olması Profesör’ü bir hayli yıpratır. Ancak o bir yandan cesurca ormanda koşmaya devam eder. Saklanmak üzere atladığı duvarların ardından bir boğa ile karşılaşır.

Boğadan kaçmak için koşarken kendini bir anda boğanın yemliğini içine bırakır. O sahnede Profesör’ün yaşadığı korku ve heyecan tarif edilemez olmalı. Fakat izleyiciler için o an her insanın yaşayacağı korkuyu hissetmekten ziyade, olan bitene rağmen Profesör’ün bir an olsun teslim olmayı düşünmeden hareket etmesi çok önemliydi. Profesör sonuna kadar savaşan cesur ve zeki bir karakter olarak adeta gururumuzu okşuyor!

Neden Nefret Ettik?

Profesör Sen Kimseyi Öldüremezsin!

blank

Dedektif Raquel’in annesi Marivi, alzheimer hastasıdır. Unutmamak için her şeyi not alan Marivi, aynı zamanda sempatik ve nazik bir kadın olarak sevgimizi kazanan karakterlerden biridir. Angel’in Profesör’ün kim olduğunu tespit etmesi üzerine Raquel’e bıraktığı mesajı Marivi alır. Bu mesajı iletmek için de kızına ulaşamayan Marivi, Profesör’ü arar. Profesör, yakalanacak olmanın verdiği korku ile yalnızca Angel ve Marivi’nin bildiği bu bilginin açığa çıkmasını engellemek için Marivi’yi öldürmeye karar verir.

Oysa soygunun en önemli kuralı, kimseyi öldürmemekti. Dolayısıyla her ne kadar kendisine hayran olsak da Profesör’ün bu kararı alması bizler de hayal kırıklığı yaratmadı değil. Neyse ki, Profesör, Marivi’nin Alzheimir hastası olduğunu fark eder ve telefonun telesekter mesajlarından Angel’in kaydını silerek Marivi’ni öldürmekten kurtulur. Her ne kadar öldürmekten vazgeçmiş olsa da aklından bu fikrin geçmesi bile Profesör’e olan saygımızı azalttı.

Dikkatsizlik Sonunu Getirecekti!

blank

Profesör’ü tuzağa düşürmek için komiser yardımcısı Angel’in komadan çıktığı haberini yayarlar. Profesör’ün kimliğini bilen yalnızca o olduğu için Profesör’ün de Angel’i öldürmek için hastaneye gelip kimliğini açık edeceği planlanır. Ancak Profesör Berlin’in de yardımı ile bu tuzağa düşmez. O gün hastanede bir oyun seçmesi olacağı haberini uydurup palyaço kostümü ile hastaneye birçok insanı çağırır.

Profesör de Angel’i kontrol etmek için palyaço kostümü ile hastaneye gider. Böylece kimliğini açık etmeden Angel’i kontrol etmiş olur. Ancak hastane sonrasında Raquel ile buluşacağı zaman palyaço peruğundan kalan bir saç teli onu ele verir. Bu kadar kusursuz bir planın sahibi olan Profesör’ün bu küçücük detay ile kimliğini kendisi ele vermesi bizleri hüsrana uğratmadı değil. Her insanın olur bir hatası ama Profesör bu sana yakışmadı!

Raquel Profesör’ü Kendine Aşık Etti, Soygunu da Mahvetti!

blank

Profesör ve Raquel’in birlikte olduğu bir gece Darphane’deki rehinelerin kaçma planı gerçekleşir. Soygunu anbean kameralardan takip eden Profesör o anda bilgisayarın başında değil, Raquel’in yanında olduğu için o gece gerçekleşen normal dışı hareketlerden bihaber olur. Dolayısıyla durumu soygun ekibine bildiremez. Darphane’de olaylar karışmaya başlar ve rehinelerin büyük bir kısmı kaçmayı başarır.

Profesör’ün de insan olduğunu ve duygularına yenik düştüğünü gözlemlediğimiz bu ve buna benzer sahnelerde maalesef kendisine biraz kuruluyoruz. Çünkü ekip içinde aşk yaşanmasını yasaklarken kendisinin gidip de darphane soygununa görevlendirilen dedektife aşık olması aklımızın aldığı bir durum değil. Üzgünüz Profesör, sana aşık olmak yasak!

La Casa de Papel Nairobi Karakteri

La Casa de Papel Tokyo Karakteri

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz