Bridgerton Dizisinin Konusu, Yorumları ve En Özel Detayları

Bilge Şener

Netflix

26 Ocak 2021

Bridgerton Dizisinin Konusu, Yorumları ve En Özel Detayları

Dijital yayın platformu Netflix’in en çok izlenen diziler listesinde Bridgerton da yerini aldı. Bridgerton’un başarısı hayranlarını şaşırtmasa da vizyon tarihi dikkate alındığında, bu başarı oldukça ilgi çekici. Yapımcılığını Shonda Rhimes’ın şirketi Shondaland’ın üstlendiği dizi, 25 Aralık 2020 tarihinde gösterime girdi. Henüz sadece sekiz bölümlük ilk sezonu yayınlanan dizi, New York Times En Çok Satanlar listesinde 19 kere bir numara olmayı başaran yazar Julia Quinn’in Bridgerton isimli kitap serisinden uyarlanmış. Bridgerton konusu, genç oyuncu kadrosu ve rengarenk atmosferi ile sizin de kalbinizi çalmaya aday. Gelin; kısa sürede oldukça geniş bir hayran kitlesine sahip olan Bridgerton dizisine birlikte göz atalım.

Bridgerton Dizisi Konusu

Bridgerton dizisi konusu itibariyle izleyiciyi Regency dönemine bir yolculuğa çıkarıyor. 1813 yılında Londra’da resmi olarak “kur yapma sezonu” başlıyor. Her soylu ailenin amacı aynı: Kızlarının en doğru, en makul evliliği yapmasını sağlayarak toplumsal statülerini güçlendirmek. Londra’nın en elit ailelerinden Bridgerton ve Featherington ailelerinin kızları da bu amansız koca avında birbirlerine rakip oluyor. Featherington ailesinin üç kızı birden sosyeteye takdim edilirken Bridgerton hanesinden ise sadece Daphne sosyeteye takdim edilir. Mükemmel ailesiyle her şeye zaten sahipmiş gibi görünen güzel Daphne, Kraliçe Charlotte’un ilgisini çekerek sezonun en kıymetlisi haline dönüşüyor. Dizi, Daphne’nin bu entrikalarla dolu evlilik borsasında hayallerindeki aşkı arayışını anlatıyor. 

Bridgerton Dizisi Oyuncuları

Bridgerton Netflix castı aslında bir hayli kalabalık. Her birini izlemekten keyif alacağınız Bridgerton oyuncuları arasından hikayeye yön veren ana karakterleri şöyle sıralayabiliriz:

Kuğu Kadar Zarif: Daphne Bridgerton

 
 
 
 
 
Bu gönderiyi Instagram’da gör
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

PD 🌗 (@phoebedynevor)’in paylaştığı bir gönderi

Bridgerton ailesinin geleceğini temsil eden Daphne’yi genç oyuncu Phoebe Dynevor canlandırıyor. Kendi hayatı üzerinde söz sahibi olabilmesinin tek yolunun evlilikten geçtiğini bilen Daphne, içten içe aşk evliliği yapabilmenin hayalini kuruyor. Daphne’nin kendisine biçilen rolü kusursuzca oynamaya çalışırken aşık oluşunu heyecanla izleyeceksiniz. 

Phoebe Dynevor’ı bir başka sevilen yapım olan Younger dizisinden Clare olarak tanıyoruz. Dynevor daha önce Snatch isimli yapımda da rol almıştı. Görünüşe bakılırsa Dynevor aradığı çıkışı Daphe rolüyle yakalamış gibi.

Cazibeli ve Gizemli: Simon Basset ‘Duke of Hasstings’

 
 
 
 
 
Bu gönderiyi Instagram’da gör
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Regé-Jean Page (@regejean)’in paylaştığı bir gönderi

Kendi kuşağının en ilgi çekici yetenekleri arasında gösterilen İngiliz oyuncu Regé-Jean Page, dizide Simon Basset nam-ı değer “Dük” karakterini canlandırıyor. Simon, babasının ölümüyle unvanın kendisine kalmasından ve Londra sosyetesinin üstüne atlamasından hiç memnun değil. Dük’ün burnu büyük tavrının arkasında oldukça travmatik bir geçmişin yattığını söyleyebilirim.

Regé-Jean Page en son ABC yapımı For The People dizisinde rol almıştı. Regé-Jean Page yayımlanan son röportajında, en son seyrettiği dizinin Quenn’s Gambit olduğunu söylemiş. Hayranlarının gönlünü fetheden yakışıklı aktörün yeni Bond olacağına dair söylentiler de var. 

Beyni ve Kalbi Arasında Sıkışmış Bir Adam: Vikont Anthony Bridgerton

 
 
 
 
 
Bu gönderiyi Instagram’da gör
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

JONATHAN BAILEY (@jbayleaf)’in paylaştığı bir gönderi

Bridgerton ailesinin en büyük çocuğu Anthony Bridgerton, aktör Jonathan Bailey tarafından canlandırılıyor. Babasının ölümüyle ailenin reisi olma yükünü taşıyan Anthony, aslında soyadının ağırlığı altında eziliyor. İlk görevi kız kardeşi Daphne için uygun eş anlaşması yapmak olan Vikont, kimseyi Daphne’ye layık görmüyor. 

Jonathan Bailey’i Broadchurch ve Crashing dizilerinden hatırlıyoruz. Yakışıklı aktör kısa süre önce The Attitude dergisine verdiği röportajda eş cinsel bir aktör olarak yaşadığı zorlukları anlatmış.

Ortanca Oğul, Gizli Yetenek: Benedict Bridgerton 

 
 
 
 
 
Bu gönderiyi Instagram’da gör
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Bridgerton (@bridgertonnetflix)’in paylaştığı bir gönderi

Bridgerton erkeklerinin iki numaralısı Benedict, aktör Luke Thompson tarafından canlandırılıyor. Asil soyları ile ilgili beklentilerin Vikont’ta toplandığını fark eden Benedict daha rahat bir yaşam sürüyor. Toplumsal dayatmanın dışında, daha gri alanlarda kendini bulmaya çalışan Benedict, abisine göre biraz daha özgür yaşıyor.

Thompson, Kraliyet Dramatik Sanat Akademisi’nden (RADA) mezun. Globe tiyatrosunda birçok kilit rolde yer alan Thompson tam bir Shakespare tutkunu.

Tam Bir Beyefendi: Colin Bridgerton 

 
 
 
 
 
Bu gönderiyi Instagram’da gör
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Luke Newton (@lukenewtonuk)’in paylaştığı bir gönderi

Üçüncü Bridgerton erkeğini oynama şerefi Luke Newton’a nail olmuş. Bridgerton erkekleri arasında centilmenliği ile öne çıkan Colin, maceracı bir ruha sahip. Genç Colin seyahat planları yaparken hiç ummadığı bir karar vererek olayları daha da karmaşık bir hale getiriyor. Bu tecrübesiz genç centilmenin aşık halleri gerçekten insanın kalbini acıtıyor.

İngiliz oyuncu Newton, Disney Channel kanalında yayınlanan Lodge Müzikali ile dikkatleri çekmişti. Genç oyuncu, Legally Blonde ve West End gibi müzikal yapımlarda da rol almış.

Bağımsızlık Peşinde Bir Şamatacı: Eloise Bridgerton

 
 
 
 
 
Bu gönderiyi Instagram’da gör
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Nicola Coughlan (@nicolacoughlan)’in paylaştığı bir gönderi

Bridgerton ailesinin uçarı kızı Eloise, Claudia Jessie tarafından canlandırılıyor. Ablasının ve dolayısıyla toplumun evlilik hevesine hiç de sıcak bakmayan Eloise, daha önemli sorulara cevap arıyor. Sanat, edebiyat ve maceralarla dolu bir hayat isteyen Eloise, işe Lady Whistledown’un kimliğini merak ederek başlıyor. Eloise karakteri, size de Enola Holmes’ü hatırlatırsa hiç şaşırmayın.

Genç oyuncu Claudia Jessie oldukça ilginç bir özelliğe sahip. Anksiyete sorunları nedeniyle sosyal medyayı kullanmayan Jessie’nin Instagram ve Facebook hesabı yok. Jesse, Vanity Fair dizisinde canlandırdığı Amelia Sedley karakteri ile biliniyor.

Komşu Kızı: Penelope Featherington

 
 
 
 
 
Bu gönderiyi Instagram’da gör
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Nicola Coughlan (@nicolacoughlan)’in paylaştığı bir gönderi

Dizide Eloise Bridgerton’un en yakın arkadaşı Pen karakterini Nicola Coughlan canlandırıyor. Pen, Londra’nın sosyeteye takdim edilen tipik kızlarından oldukça farklı bir yapıya sahip. Sessiz, anlayışlı ve espirili karakterini kimse görmediği için Pen, zihnini kitaplarla doyurmayı seçiyor. Her zaman gölgelerde saklanmayı seçen Pen’in hayatı, davetsiz bir misafirin çıkagelmesiyle değişiyor. Bu davetsiz misafirin yarattığı kargaşanın ortasında kalan Penelope’e sempati duymamak neredeyse imkansız.

Penelope’i canlandıran Nicola Couglan, Derry Girls dizinin yıldızlarından biri. İrlandalı genç oyuncu, Penelope rolü için aşk romanları forumlarında epey zaman geçirmiş.

Tam Bir Lady: Lady Violet Bridgerton 

 
 
 
 
 
Bu gönderiyi Instagram’da gör
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Bridgerton (@bridgertonnetflix)’in paylaştığı bir gönderi

Sekiz çocuğuyla adeta bir klana sahip olan lady’miz Violet Bridgerton rolünde ise Ruth Gemmell’i görüyoruz. Her soylu gibi Lady Violet de kızının iyi bir evlilik yapmasını istiyor. Hatta diğer anneler kadar “doğru evlilik” budalası olmasa da Daphne için birkaç adım atmaktan çekinmiyor. Bana göre Lady Violet’in büyük oğlu Anthony ile restleşmeleri en az Daphne ile olan ilişkisi kadar ilgi çekici.

Ruth Gemmell televizyon dizilerinde görmeye alışkın olduğumuz yüzlerden biri. Gemmel en son BBC draması Moving On ve Penny Dreadful dizilerinde rol almıştı. 

Asil ve Meraklı: Kraliçe Charlotte 

 
 
 
 
 
Bu gönderiyi Instagram’da gör
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Bridgerton (@bridgertonnetflix)’in paylaştığı bir gönderi

Dönem dizilerinde görmeye alışkın olmadığımız türden bir kraliçeyi Golda Rosheuvel canlandırıyor. Lady Whistledown’un bir numaralı hayranı Kraliçe Charlotte , aslında Daphne gibi iflah olmaz bir romantik. Kraliçe, mutlu sonlara duyduğu karşı konulmaz arzusuyla kur sezonunun aşıklarını izlemekten büyük bir keyif alıyor. Tıpkı bizim gibi!

İngiliz şarkıcı ve oyuncu Golda Rosheuvel daha çok tiyatro oyunları ile tanınıyor. Rosheuvel, Shakespare’in en ünlü oyunlarından biri olan Othello’da Othello’yu canlandırmış.

O Bir Sır: Lady Whistledown

 
 
 
 
 
Bu gönderiyi Instagram’da gör
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Bridgerton (@bridgertonnetflix)’in paylaştığı bir gönderi

Dizinin gizli silahı “Lady Whistledown”a sesi ile ünlü oyuncu Julie Andrews hayat veriyor. Lady Whistledown, sadece bir dış ses değil. Skandalların ve aslına bakılırsa tüm bu eğlenceli şovun orkestra şefi olma sıfatına da sahip.

Lady Whistledown için yapımcıların aklına ilk gelen isim Julie Andrews olmuş. Fakat deneyimli oyuncuya teklif götürürken hiç de ümitli değillermiş. Andrews ise senaryoyu okur okumaz Lady Whistledown’un sesi olmaya karar vermiş. Julie Andrews hala unutulmaz Sound Of Music müzikali ile hatırlanıyor.

Oyuncular Bridgerton Hakkında Neler Söylüyor?

Daily Star’dan James Desborough Bridgerton dizisi ile çıkış yapan Phoebe Dynevor’a kendisi gibi bir oyuncu olan annesinin neler hissettiğini soruyor. Annesinin çok gururlu ve heyecanlı olduğunu söyleyen Dynevor, diziyi ailece seyrettiklerini sözlerine ekliyor. Ayrıca genç oyuncu, ailesiyle diziyi izlerken kumandayı bir an bile elinden bırakmadığını itiraf etmiş. Böylece Dynevor, samimi sahneleri hızlıca geçerek diziyi büyükanne ve büyükbabası ile izlemeyi başarmış.

Vikont karakterini canlandıran aktör Jonathan Bailey, Mtv’ye verdiği bir röportajda Anthony karakterinin çok şarap içmiş gibi gözükmesi için çabaladığını anlatıyor. Bailey’nin sürekli debelenen ve aşırı endişeli Anthony hakkında düşünebildiği tek şey bu olmuş.

Shondaland web sitesinde Bridgerton erkekleri hakkında yayınlanan bir yazıda Luke Thompson, Benedict’i canlandırmayı neden sevdiğini şu sözlerle anlatıyor: “Benedict söz konusu olduğunda hikayede hep bir soru işareti var. Ve bir aktör olarak böyle bir karakteri oynamak oldukça keyifli. Dizinin çoğunluğunda Anthony’nin özel hayatı gözler önüne serilirken Benedict hep daha yalıtılmış olarak kalıyor.”

Dizinin hayranlarının en sevdiği karakterlerden biri olan Penelope’yi canlandıran Coughlan, The Guardian gazetesine verdiği bir röportajda “Penelope’nin neden bu kadar sevildiğini anladım. Çünkü o, bütün oğlanların peşinden koştuğu mükemmel kız değil.” tespitinde bulunuyor.

Bridgerton oyuncularının dizi setinde yaşanılanları anlattıkları dedikodulu, eğlenceli sohbeti şuradan izleyebilirsiniz:

Bridgerton Serisi Kaç Kitaptan Oluşuyor?

 
 
 
 
 
Bu gönderiyi Instagram’da gör
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Julia Quinn (@juliaquinnauthor)’in paylaştığı bir gönderi

Julia Quinn Bridgerton serisi kitapları ile aslında her bir kardeşin aşk hikayesini anlatıyor. Yazar Julia Quinn, Bridgerton serisi başlığı altında sekiz ayrı kitap yazmış. Sekizinci kitaptan tam yedi yıl sonra yazar, kardeşlerin hayatlarının son halini merak eden hayranlara cevap niteliğinde bir bonus kitap daha yazmış.

Bridgerton serisinin ilk kitabı olan Duke and I (Dük ve Ben) dizinin uyarlandığı eserin adı. Kitabın diziye uyarlanışı sırasında danışman olarak görev alan Quinn, yapımcı Shonda Rhimes’in en sevdiği yazarlardan biri. Shonda Rhimes Quinn’in kitaplarını “Romantik, duygusal, komik ve çok seksi” olarak tanımlıyor. Tüm kitapların yayın haklarını satın alan Rhimes’in tüm seriyi ekrana uyarlaması bekleniyor.

Bridgerton Dizisinin Başarısı Tesadüf Değil

blank

Televizyon tarihinin en ses getiren yapımlarından Grey’s Anatomy, Scandal ve How To Get Away With Murder gibi dizilerin yapımcısı Shonda Rhimes, bu dizinin de yapımcı koltuğunda oturuyor. Rhimes’ın hikaye anlatıcılığını diğerlerinden ayırarak eşsiz kılan bazı özellikleri var. Renkli camın sihirbazı Shonda Rhimes, bu dizide de sihrini konuşturmayı başarmış. Tecrübeli yapımcı, izleyiciyi güzel manzaralar eşliğinde duygusal bir rollarcoster ile gezintiye çıkarıyor.

Üstelik Rhimes bu heyecanı sadece dizinin ana karakteri üzerinden değil, tüm karakterleri üzerinden yaşatmayı başarıyor. Tıpkı Grey’s Anatomy’de olduğu gibi Bridgerton dizisinde de görmeyince özleyeceğimiz karakterler yaratılmış. Karakterleri çevreleyen göz alıcı Londra sahnelerini de unutmamak lazım tabii. Çarpıcı ve canlı bir palet içinde dağılan renkleriyle Park Lane saraylarını ve Mayfair balo salonlarını izlemek oldukça keyifli. Londra’nın sosyetik ve elit tabakası 19. yüzyılın en ihtişamlı dönemini oturma odamıza kadar taşıyor.

 
 
 
 
 
Bu gönderiyi Instagram’da gör
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

shondaland tv (@shondaland)’in paylaştığı bir gönderi

Elbette tüm övgülerimi tek başına Shonda Rhimes’a adamıyorum. Bu başarıda tüm dijital platformları geride bırakarak dönem dizilerinde önemli bir başarıya sahip olan Netflix’in de payı büyük. Netflix, The Crown başta olmak üzere tüm dönem dizilerinde kostümlerden mekan tasarımlarına kadar bütün detaylarla oldukça gerçekçi bir atmosfer yaratıyor. 

Bridgerton’u Nereden ve Nasıl İzleyebilirim?

Bridgerton Netflix üzerinden izlenen bir dizi. Diziyi Netflix’ten izlemek için TIKLAYINIZ!

Bridgerton Dizisi İçin Kimler Neler Dedi? Görüşler ve Yorumlar

Filmler ve televizyon dizileri söz konusu olduğunda en güvenilir adreslerden biri olan RottenTomatoes diziyi %90 beğeniyle eğlenceli bir soap-opera olarak nitelendiriyor. Bridgerton dizisinin IMDb puanı ise 7.4. Adına açılan sosyal medya fan hesaplarına ve buralarda yapılan yorumlara bakılırsa Bridgerton, seyircisinin gönlünde IMDb’deki puanından çok daha yukarıda bir yer edinmiş diyebilirim. Peki, Brdigerton için yazılı basında yer alan görüşler neler?

The New York Times gazetesi yazarı James Poniewozik Bridgerton serisini The Great ve Dickinson dizileriyle kıyaslıyor. Variety dergisinden Caroline Framke ise korkunç ve yorucu bir yılı Bridgerton ile kapattığımız için şanslı olduğumuzu düşünüyor. Ki kendisine kesinlikle katılıyorum, böylesi yorucu bir yılı bu diziyle kapatmak çok iyi geldi.

BuzzFeed.News’ten Blackmon ise potansiyeli olan harika bir dizinin sıkıcı sonuyla hayal kırıklığı yarattığı görüşünde. Time gazetesi yazarlarından Judy Berman ise diziyi kısa süreli eğlenceli bir seyirlik olarak tanımlamış. Vox yazarı Aja Romano ise diziyi daha ağır eleştirerek “Çarpıttığı bir çok aristokratlar gibi ruhsuz ve donuk” olarak nitelendiriyor.

Ben Bu Diziyi İzlerken Neler Hissettim?

Jane Austin’in klasik eseri Aşk ve Gurur’u okumak yerine, dizisini seyrettiğim günden beri dönem dizilerini seviyorum. Bridgerton daha ilk bölümüyle Gossip Girl’in kalbimde yarattığı boşluğu doldurmayı başardı. Gossip Girl dizisinde özlediğim ne varsa Bridgerton’da daha fazlası var. Farklı aile hikayeleri, arkadaşlık, hayat ve elbette aşk. İlk kalp ağrılarından evlilikte solan aşklara kadar, dizi romantizm kokuyor. Dizinin ilk üç bölümün baş döndüren temposundan sonra son iki bölümün biraz hayal kırıklığı yarattığını itiraf etmeliyim.

Ancak bu durum, dizinin geneli hakkındaki fikrimi değiştirmiyor. Her bölümde giderek karakterlerine biraz daha bağlandığım dizi, yaşattığı gerçekçi duygularla benim için kusursuzdu. Bana göre karakterlerin aşk adına girdikleri çıkmazlarda, zor kararlarında ve kalp atışlarında hayata dair mesajlar saklı. Daracık korselerin içine sıkışmış kadınların ağzından feminist söylemler duymak bambaşka bir keyif verdi. Zorunlu ifşalardan toksik ilişkilere kadar 21. yüzyılın sorunlarını, 19. yüzyılda seyretmek yenileyici ve eğlenceli bir deneyim sunuyor.

Ten rengine yönelik klişeleri yıkan dizide, siyahi bir kraliçe görünce “>caba geçmiş böyle yaşansaydı nasıl olurdu?” diye düşünmekten de kendimi alamadım. Ortalama 50-55 dakika süren bölümleri ile parıltılı bir atmosferde geçen bu aşk hikayesini herkese tavsiye ediyorum. Umuyorum, önümüzdeki yıllar boyunca Bridgerton’ların aşk hikayeleri ekranda kalplerimizi ısıtmaya devam eder. Henüz resmi yayın tarihi açıklanmasa da ben, dizininin ikinci sezonunu iple çekiyorum.

Modern Family Dizi İncelemesi

After Life Dizi İncelemesi

BoJack Horseman Dizi İncelemesi

Benzer Haberler

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz